Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Amerika-İran gerilimi sonrası Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek muhtemel bir kapanmanın küresel enerji ve ticaret hatlarında zincirleme etki oluşturacağını belirterek, Mersin’in Doğu Akdeniz’de “güvenli liman ve stratejik koridor alternatifi” olarak öne çıktığını söyledi.
Çakır, Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ile önemli miktarda LNG taşındığını hatırlatarak, geçişlerde yaşanacak aksamaların yalnızca enerji fiyatlarını değil; tahıl, pirinç, şeker, yem ham maddeleri ve petrokimya girdilerinde de maliyet baskısı yaratabileceğini dile getirdi. Türkiye’nin Basra kaynaklı petrol tedarikinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu hattan etkilenebileceğine dikkat çeken Çakır, Enerji Bakanlığı’nın arz güvenliği açısından kısa vadede sorun öngörmediğini; Rusya, Azerbaycan ve Irak gibi alternatif tedarik imkanlarının bulunduğunu aktardı. Ancak lojistik maliyetler ve sigorta primlerindeki artışın liman operasyonlarından sanayiye kadar geniş bir alanda etkisini gösterebileceğini vurguladı.
Navlun ve sigorta baskısı
Katar kaynaklı LNG sevkiyatında yaşanabilecek kesintilerin deniz trafiğini yavaşlatabileceğini belirten Çakır, alternatif rotalara yönelimin navlun ücretlerinde yüzde 15-30 bandında artışa yol açabileceğini ifade etti. Savaş ve risk primlerindeki yükselişin sigorta maliyetlerini artıracağını, bunun da gemi işletme giderleri üzerinden ihracatçı ve ithalatçı firmalara ek yük getireceğini kaydetti. Petrol fiyatlarındaki yükselişin Mersin’deki akaryakıt ithalatı ve dolum tesislerinde maliyet baskısı oluşturabileceğini, Irak kaynaklı ham petrol transit akışındaki gecikmelerin de antrepo ve dolum tesislerini etkileyebileceğini söyledi.
Mersin’in stratejik konumu
Basra Körfezi’nde güvenlik riskinin artması halinde Irak ve çevre ülkelerin alternatif transit güzergah arayışına yönelebileceğini belirten Çakır, Mersin’in kara ve demir yolu bağlantılarıyla stratejik avantaj sunduğunu dile getirdi. Limanın 3,6 milyon TEU kapasitesiyle bölgenin güçlü merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Çakır, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Irak kaynaklı petrol trafiğinde artış olasılığına işaret ederek Mersin’in Doğu Akdeniz’de güvenli liman olarak konumlanabileceğini belirtti.
Kalkınma Yolu ve Mersin-Filyos vurgusu
Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye’ye uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’nin, benzer krizlere karşı stratejik önem taşıdığını kaydeden Çakır; projenin demir yolu, kara yolu ve enerji nakil hatlarını kapsadığını, hatların Adana ve Mersin’e bağlanmasıyla Türkiye’nin krizlere karşı daha dirençli hale geleceğini söyledi. MTSO’nun gündeme getirdiği Mersin-Filyos Koridoru’nun da kuzey-güney lojistik entegrasyonu açısından kritik olduğunu belirten Çakır, Kalkınma Yolu’nun taşıma sürelerinde 20 günün altına inebilecek avantaj sunduğunu ifade etti.
Jeopolitik belirsizlik uyarısı
Çakır, Çin’in İran geçişli Kuşak ve Yol kara hattı ile Hindistan merkezli IMEC ve INSTC gibi projelerin jeopolitik riskler nedeniyle belirsizlik yaşadığını, deniz yolu güvenliğinin azalması halinde gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalabileceğini ve bunun teslimat sürelerini 15-20 gün uzatabileceğini dile getirdi. Artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyonu tetikleyebileceğini kaydeden Çakır, Avrupa için Türkiye ve Mersin’in ham madde ve ara mal tedarikinde yakın ve güvenilir bir üretim üssü olarak öne çıkacağını söyledi.
Son olarak tek bir hatta bağlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çakır, MTSO olarak ilgili kurumlarla koordinasyon içinde alternatif senaryolar üzerinde çalıştıklarını, olası maliyet artışlarına karşı sanayici, ihracatçı ve lojistik sektörünü hazırlamayı hedeflediklerini belirtti. Çakır, olası bir güvenlik krizinin Mersin Limanı’nda doğrudan fiziksel bir kesinti oluşturmasının beklenmediğini; kısa vadede etkinin daha çok enerji, navlun ve gıda emtia fiyatları üzerinden hissedileceğini ifade etti.
