Mersin bazen sabahın ilk ışığında limana yanaşan bir geminin kornasında, bazen ovada toprağa düşen suyun sesinde, bazen de sahilde yürüyen insanların yüzündeki ferahlıkta kendini anlatır.
Bu şehir, yıllardır sahip olduğu potansiyelle konuşuldu. Limanı var dendi, serbest bölgesi var dendi, toprağı bereketli dendi, denizi güzel dendi, sanayisi gelişiyor dendi, turizmi keşfedilmeyi bekliyor dendi. Aslında bütün bunlar doğruydu. Ama Mersin’in asıl ihtiyacı, bu değerlerin ayrı ayrı değil, aynı gelecek hikayesinin içinde buluşmasıydı.
Bugün Mersin tam da o eşikte duruyor.
Önümüzdeki 3-5 yıl içinde tamamlanacak ve birbirini destekleyecek yatırımlara bakınca, kentin yalnızca büyümeye değil, potansiyelini performansa dönüştürmeye hazırlandığını görmek mümkün.
Kent merkezinde ise Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşımdan sahile, yeşil alanlardan sosyal yaşam alanlarına, yol ve kavşak düzenlemelerinden altyapıya kadar şehrin günlük hayatına dokunan yatırımları önem taşıyor. Tramvay Projesi, Mersin’in kent içi ulaşımını daha düzenli, çevreci ve çağdaş bir yapıya kavuşturacak önemli adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Yalnızca bir ulaşım hattı değil, kentin toplu taşıma alışkanlığını güçlendirecek, trafik yükünü azaltacak ve Mersin’i raylı sistem kültürüyle daha güçlü buluşturacak bir şehir vizyonu olarak değerlendiriliyor.
Plaj Mersin Projesi ise sahil kenti olan Mersin’in denizle ilişkisini yeniden güçlendirecek dikkat çekici çalışmalardan biri. Kent merkezinde denize girilebilen, sahilin yalnızca yürüyüş yapılan bir alan olmaktan çıkıp plajıyla, spor alanlarıyla, sosyal yaşamıyla ve Akdeniz kimliğiyle daha aktif kullanılan bir hatta dönüşmesi, Mersin’in yaşam kalitesine ciddi katkı sunacak.
Müftü Deresi Yaşam Vadisi de kentin ortasında uzun yıllardır yeterince değerlendirilemeyen bir alanı, suyla yeşilin buluştuğu yeni bir yaşam koridoruna dönüştürecek. Yürüyüş yolları, köprüleri, seyir alanları, sosyal donatıları ve kente katacağı estetik dokusuyla Müftü Deresi’nin Mersin’e adeta Venedik havası taşıyan özel bir soluk kazandırması bekleniyor.
Bunların yanında Büyükşehir’in katlı kavşaklar, yol açma ve genişletme çalışmaları, mahalle ölçeğinde altyapı yatırımları, parklar, yeşil alanlar, çevre düzenlemeleri ve sosyal yaşam projeleri de Mersin’in kent konforunu artıran önemli hizmetler arasında yer alıyor. Çünkü bir şehrin gelişmişliği yalnızca büyük ulaşım koridorlarıyla, liman kapasitesiyle ya da sanayi yatırımlarıyla değil; insanların sabah işe nasıl gittiğiyle, çocukların nerede oynadığıyla, ailelerin nerede nefes aldığıyla, sahilin ne kadar kullanılabildiğiyle ve kentin günlük hayatı ne kadar kolaylaştırdığıyla da ölçülüyor.
Bu nedenle yerel yönetimin şehir yaşamına dokunan yatırımları, Mersin’in daha düzenli, daha yaşanabilir, daha estetik ve daha konforlu bir kent kimliğine kavuşmasında önemli bir yer tutuyor.
Ancak Mersin’in asıl büyük dönüşümünü, kentin ekonomik omurgasını güçlendiren merkezi hükümet yatırımlarıyla birlikte okumak gerekiyor.
Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu tamamlandığında batı ilçelerine ulaşım rahatlayacak, turizm hattı güçlenecek, yaz aylarının çilesi hafifleyecek. Hızlı tren hattı devreye girdiğinde Mersin, Gaziantep’in üretim gücüyle, Anadolu’nun sanayi damarlarıyla ve liman ekonomisiyle daha güçlü bağ kuracak. Liman genişlediğinde yalnızca konteyner sayısı artmayacak; ihracatçının, lojistikçinin, sanayicinin, nakliyecinin ve ticaret erbabının eli güçlenecek.
Pamukluk Barajı ve sulama yatırımları ovaya ulaştıkça, çiftçinin toprağa tutunma gücü artacak. Modern sulamayla bereket daha planlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale gelecek. OSB alanlarının genişlemesiyle sanayici yeni yatırım alanı bulacak; tarıma dayalı sanayi, gıda, ambalaj, makine, tekstil, lojistik ve teknoloji odaklı üretim Mersin’in ekonomik karakterini daha da zenginleştirecek. Mersin Serbest Bölgesi ise limanla, sanayiyle ve ihracatla kurduğu güçlü bağ sayesinde kentin dış ticaret hafızasında yine en önemli merkezlerden biri olmayı sürdürecek.
Turizmde ise Mersin’in önünde hala büyük bir alan var. Kızkalesi’nden Anemurium’a, Mamure Kalesi’nden Kanlıdivane’ye, Tarsus’un inanç mirasından yaylaların serinliğine kadar bu şehir yalnızca yazlık bir rota değil, dört mevsim anlatılabilecek güçlü bir destinasyon. Otoyol, havalimanı, sahil düzenlemeleri ve kent markalaşması bir araya geldiğinde Mersin’in turizm dili de değişecek.
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Mersin’in geleceği, tek tek projelerin tamamlanmasından çok, bu projelerin birbirine bağlanmasıyla büyüyecek. Otoyol turizmi ve batı ilçelerini rahatlatırken, hızlı tren sanayiyi limana yaklaştıracak. Liman büyürken OSB’ler genişleyecek. Serbest Bölge, liman ve sanayi arasında güçlü bir dış ticaret köprüsü olmaya devam edecek. Sulama yatırımları tarımı güçlendirirken, tarıma dayalı sanayi yeni bir ivme kazanacak. Kent içi yaşam projeleri de bu büyük ekonomik hareketliliğin içinde Mersin’i daha yaşanabilir bir şehir haline getirecek.
Bu yüzden Mersin’e artık sadece “potansiyeli yüksek şehir” demek yetmez.
Mersin, potansiyelini yatırıma, yatırımını üretime, üretimini refaha dönüştürmek zorunda olan bir şehir. Bu kentin kaybedecek zamanı yok. Limanı beklemez, serbest bölgesi beklemez, çiftçisi beklemez, sanayicisi beklemez, turizmcisi beklemez, gençleri beklemez.
Tam da bu nedenle Mersin’de taş üstüne taş koyan herkesin emeğini görmek, takdir etmek ve hakkını teslim etmek gerekir. Bu şehir için yapılan her yatırım, açılan her yol, genişleyen her üretim alanı, güçlenen her ulaşım hattı, kazandırılan her yaşam alanı Mersin’in geleceğine bırakılan kıymetli bir izdir.
Mersin’e kazandırılan hızlı tren, otoyol, liman, OSB, sulama, enerji, ulaşım ve altyapı yatırımları için merkezi hükümete, ilgili bakanlıklara, milletvekillerine, kamu kurumlarına ve bu projelerde emeği bulunan tüm bürokratlara teşekkür etmek gerekir.
Aynı şekilde kentin günlük yaşam kalitesini artıran yerel hizmetler, ulaşım düzenlemeleri, sahil çalışmaları, yeşil alanlar, altyapı, sosyal yaşam projeleri ve kent estetiğine katkı sunan çalışmalar için de yerel yönetimlere, teknik ekiplere ve sahada emek veren herkese teşekkür etmek gerekir.
Çünkü Mersin’in gelişimi tek bir kurumun değil, ortak emeğin sonucudur. Bu şehir büyüyecekse; merkezi yatırımların gücüyle, yerel hizmetlerin katkısıyla, serbest bölgesinin dinamizmiyle, sanayicinin cesaretiyle, çiftçinin emeğiyle, turizmcinin inancıyla, lojistikçinin çalışkanlığıyla ve Mersin’e inanan herkesin ortak gayretiyle büyüyecek.
Mersin’de taş üstüne taş koyan, bu kentin üretimine, ticaretine, tarımına, turizmine, lojistiğine ve yaşam kalitesine katkı sunan herkes bu büyük hikayenin bir parçasıdır.
Ve önümüzdeki 3-5 yıl içinde Mersin, yalnızca potansiyeliyle konuşulan bir şehir olmaktan çıkıp; limanıyla, serbest bölgesiyle, ulaşımıyla, sanayisiyle, tarımıyla, turizmiyle ve yaşam kalitesiyle potansiyelini performansa dönüştüren güçlü bir Akdeniz kenti olarak daha görünür hale gelecek.
