1. Haberler
  2. GÜNDEM
  3. Seçer: “Demokrasi Yerelde Başlar, Sosyal Politikalar Belediyeciliğin Ayrılmaz Parçasıdır”

Seçer: “Demokrasi Yerelde Başlar, Sosyal Politikalar Belediyeciliğin Ayrılmaz Parçasıdır”

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bu yıl ana teması ‘Demokratik ve Sosyal Belediyecilik’ olarak belirlenen, Türkiye Belediyeler Birliği ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iş birliğinde düzenlenen ‘7. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumla, demokratik ve sosyal belediyecilik anlayışının nasıl güçlendirilebileceği ve yeniden yapılandırılabileceğine dair konuya ilgi duyan tüm kesimlerin bir araya getirilmesi hedefleniyor.

“Sempozyumun çıktıları, bizler için adeta bir el feneri olacak”

Konuşmasında birlikte olmanın ve farklı görüşleri dinlemenin önemine dikkat çeken Başkan Seçer, belediye başkanlığı sürecinde en çok bunu deneyimlediğini anlattı. Seçer, “6,5 yıldır belediye başkanlığı görevinde bulunuyorum ve şunu öğrendim; sizden daha iyi bilen biri mutlaka vardır. Onu dinlemek, onun deneyimlerinden yararlanmak gerekir. Bu kapsamda böyle bir araya gelişler çok kıymetli. İnsanları dinlemek, onların birikiminden faydalanmak lazım diye düşünüyorum” dedi. Sempozyumun sonunda ortaya çıkacak çıktılarının yerel yöneticiler için adeta bir el feneri görevi göreceğini vurguladı.

“Demokrasi, yerel yönetimlerde başlayan kutsal bir kavramdır”

Halk iradesinin en somut şekilde tecelli ettiği makamların başında belediye başkanlığı ve muhtarlığın geldiğini belirten Seçer, belediye başkanlarının yalnızca bir siyasi partiyi temsil eden figürler olmadığını, aynı zamanda kişisel duruşları, toplum nezdindeki itibarı ve oluşturdukları algının da seçim sonuçlarında etkili olduğunu söyledi. Demokrasinin ilk olarak bu kurumlardan başlayarak yükselen “kutsal bir kavram” olduğunun altını çizen Seçer, şöyle konuştu:

“Beraber yaşadığınız toplumda demokrasi ile ortaklaşıyorsunuz, yaşam alanınızı, o alanı nasıl sevk ve idare edeceğinizi birlikte belirliyorsunuz. ‘Katılımcı demokrasi’ kavramını siyasiler çok kullanır. Hepimiz demokrasiye aşığız ama göreve geldiğimiz zaman ne hikmetse demokrasiden uzaklaşırız. Hemen demokrasi gider, ‘en iyisini ben bilirim’ anlayışı gelir. Bu, doğru bir yönetim anlayışı değildir.”

“Şehrin sorunlarını en iyi bilen, o şehirde yaşayan vatandaştır”

TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Türkiye’nin adeta bir iz düşümü niteliğindeki Mersin’de, katılımcı demokrasiyi güçlendirmek için yaptıkları iyi uygulama örneklerini paylaşan Seçer, ‘Kente Sözümüz Var’ toplantılarını anlattı. Kentteki tüm kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, meslek odaları, sendikalar ve kooperatiflerle bu toplantılar kapsamında bir araya geldiklerini ifade eden Seçer, şunları söyledi:

“Yılda 2 kez, her bir toplantı en az 4-5 saat sürmek kaydıyla insanları dinliyoruz ve bunu zevkle yapıyoruz. Bilmediğimiz birçok şeyi o kitlelerden öğreniyoruz. Bir şehirde şehrin sorunlarını, çözüm yollarını en iyi bilen; orada yaşayan vatandaştır. Sizin belediyeye bir kurumdan transfer ettiğiniz bürokrat değildir. Bürokrat, vatandaşın sizden talep ettiği ve ‘Bu sorunu yaşıyorum’ dediği problemi çözmenin yöntemini bilir; bunu bilimsel olarak bilir, uygulama deneyimi varsa ikisini harmanlar ve çözüm üretebilir. Ama asıl bilen, orada yaşayan insandır.”

“STK temsilcileri, siyasetçinin iyi ve kötü gününde yanında duran yol arkadaşıdır”

Mersin Büyükşehir Belediyesinin ‘Mersin’e Değer Katanlar’ (MEDEKA) Projesine de değinen Seçer, kentte kültürel ve sanatsal faaliyet yürütmek isteyen sivil toplum kuruluşlarının tarafsız ve eşit biçimde desteklenmesi amacıyla bu yapıyı oluşturduklarını söyledi. MEDEKA’nın 12 ayrı kuruldan oluştuğunu, Mersin’de gerçekleştirilen birçok etkinlikte aktif rol aldığını belirten Seçer, bu kurullarda alanında uzman STK temsilcilerinin yer aldığını kaydetti.

Sivil toplum temsilcilerinin, bir siyasetçinin zor zamanda yanında dimdik duran yol arkadaşı olduğunu vurgulayan Seçer, “Şehre dair kararları ortak aldığınız için, sonuç kötü çıkarsa onlar sizi savunuyor, çünkü birlikte almışsınız. İyi çıkarsa bu başarının mutluluğunu birlikte paylaşıyorsunuz. Seçmenle iletişiminizde adeta fahri birer görevli gibi rol alıyorlar. Sivil toplum örgütleri, bizim yönetim anlayışımızda bu derece önemli” dedi.

“Sivil toplum kuruluşlarına kapılarımızı açtık”

Büyükşehirlerin en kritik başlıklarından birinin imar olduğunu hatırlatan Seçer, yapılan her çalışmada rant riskine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Mersin’de geçmiş yıllarda planlama süreçlerinde yaşanan sorunları hatırlatan Seçer, Büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarının uzun yıllar boyunca 1/5000’lik planlar üzerinde uzlaşamadığını, kentin bu nedenle 30 yıl plansız büyüdüğünü söyledi.

Bu tabloyu tersine çevirmek için kentteki meslek odaları ve ilgili kurumlarla kurdukları iş birliğini anlatan Seçer, “Şehir Plancıları Odasına, Mimarlar Odasına, İnşaat Mühendisleri Odasına, Mersin Barosuna dedik ki; ‘Çalışmaları başlatıyoruz, size de kapıları açıyoruz, gelin birlikte yapalım’. Meclisin büyük kısmı bizde olmamasına rağmen kavgasız, gürültüsüz, amasız, fakatsız bir şekilde planları yapabiliyorsunuz. Çünkü kapıları açmışsınız, sivil toplumu da sürece ortak etmişsiniz” ifadelerini kullandı.

“Sosyal adaletsizliğin karşısında sosyal politikalar var”

Sosyal politikaların her kentin kendi özgün yapısına göre şekillendiğine dikkat çeken Seçer, yerelde üretilen projelerin de bu farklılık dikkate alınarak tasarlanabileceğini anlattı. Sosyal politikaların kapsayıcılığına özen gösterdiklerini dile getiren Seçer, “Biz Sosyal Politikalar Ofisini kurduk. Sosyal politikalar çok geniş bir tanım. Bunun içerisinde yaptığınız sosyal destekler, dayanıklı kentler oluşturma hedefi, başta kadınlar olmak üzere üreticilerle kırsal kalkınma, yaş almış ve kimsesiz insanlara yarenlik etmek, çocuklar ve özel insanlar var. Bu kocaman dünyanın hepsi sosyal politikalardır” diye konuştu.

“Türkiye’de belediyecilik, sosyal politikalardan bağımsız düşünülemez”

Sosyal Politikalar Ofisinin, belediyeler arasında proje aktarımını kolaylaştırarak en iyi hizmetin ortaya çıkmasına katkı sağladığını kaydeden Seçer, sosyal politikaların daire başkanlıkları bazında bir çatı altında toplanıp bütçelerin de buna göre şekillendirildiğini belirtti. “Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığının yanı sıra Tarımsal Hizmetler Dairesini de bunun içine koyuyoruz, çünkü kırsal kalkınmaya yönelik desteklerimizi burada sürdürüyoruz” diyen Seçer, Türkiye’de belediyeciliğin artık sosyal politikalardan azade düşünülemeyeceğini vurguladı.

Seçer, 2025 yılı bütçesi hazırlanırken dolar bazında 2019’dan bu yana söz konusu dairelerin bütçelerinde 6 kata varan artış tespit ettiklerini, yani yüzde 600 seviyelerinde bir yükseliş olduğunu dile getirdi.

Üç gün sürecek 7. Ulusal Yerel Yönetimler Sempozyumu’nun çok değerli sonuçlar ortaya koyacağına inandığını söyleyen Seçer, “Sempozyumun; demokrasimizin, belediyelerimizin ve aynı zamanda merkezi hükümetin sosyal politikalarının güçlenmesine çok büyük katkılar yapacağını umut ediyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.