Yasemin Toklucu

KAZI KOZ ANLAYAN ACİZLER İLE BAYRAM HAFTASINI MANGAL TAHTASI ANLAYAN YANCILAR SAHNEDE

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gündemimiz şüphesiz deprem.

Onlarca canımız gitmiş bunun gündemden düşmesi mümkün değil zaten.

Bir can kurtarılınca ekranlara kitleniyoruz.

“Keşke yapabileciğimiz bir şey olsa, biz de orada olsak da yardım etsek” diye geçiriyoruz içimizden.

Yıkılan binalar arasında bir çocuk sesi duyunca duygulanıyoruz.

Göçük altından sağ salim çıkarılınca çoşuyoruz, dünyalar bizim oluyor.

Bir ceset çıkarılınca kahroluyoruz. Bir daha böyle bir şey yaşanmaması için dualar ediyoruz.

Peki ama bunları bize yaşatan kim?

Neden biz Marmara depreminde, ardından Van şimdi de İzmir depreminde onarılması zor, telafisi mümkün olmayan hasarlar aldık?

Deprem bilimsel bir gerçek olduğuna göre konuşmamazı gereken binalar.

Onlarca kişiye mezar olan bu binaların suçlusu kim, bu binalardan kim sorumlu, kimler bu binaların iyileştirilmesini sağlar? Bunun sorumluları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belediyeler, müteahhit, mühendis, mimar, usta diye devam eder.

Bütün illerde “biz de neler eksik, neler yapabiliriz” diyen yetkililer ellerini taşın altına koymaya başladı. Bu kapsamda Akdeniz Belediye Meclisi’nde de kentsel dönüşüm konusu ele alındı.

Akdeniz Belediyesi Başkanı Mustafa Gültak, mecliste, “Arabanızı 6 ayda bir servise götürüyor, lastiğine, yağına baktırıyorsunuz. Niye? Çünkü içinde canınızı taşıyorsunuz. Peki, her gün içinde mışıl mışıl uyuduğumuz, çocuklarımızı büyüttüğümüz evlerimize niye baktırmıyoruz? Yıllar içinde evler eskidiği zaman ‘ya bu evde bir sıkıntı var mı bir bakalım’ demiyoruz. Oysa bunların hiçbiri depremi önlemez. Devletin bunu söylemesine gerek yok ki. Çünkü bu evlerde bizler oturuyoruz, bunları da biz yapacağız, yaptıracağız” diye konuşuyor.

Gültak; “Eğer apartmanımızın yıkılması gerekiyorsa, ya TOKİ ile ya da müteahhitle anlaşacağız. Gideceğiz cebimizden biraz para vereceğiz, yeniden sıfır, daha güvenli, depreme karşı dayanıklı ve sağlam bir daire almış olacağız. Uygun faiz ve uzun vadede kredilerle de vatandaşa destek veriliyor. Yani her şey devlet tarafından yapılmaz. Depreme karşı vatandaşımızda da biraz bilinç oluşması gereklidir” şeklinde ifadeler kullanıyor.

– BORAZANLAR 

Buradan sonra borazanlar çıkıyor ortaya “AKP’li belediye başkanından ‘deprem’ tavsiyesi: Devletten beklemeyin, sıfır ev alın”, “AKP’li belediye başkanından deprem ‘çözümü’: Biraz para verip sıfır ev alın” diye bağırıyor.

Israrla sorunların konuşulmasından rahatsız olanları görüyor Mersin.

Ama Mersin halkı sorunların çözümü için sesini çıkaranların susturulmaya çalışıldığının farkında.

Baskıyla, kelimlerin yerini değiştirerek ana konuyu dağıtıp sırf gündem olmak için atılan başlıklara itimat edilmemesi gerektiği bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.

– KENDİSİNİ KELİME MÜHENDİSİ SANANLAR, KELİMELERİN YERİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Kendisini kelime mühendisi sananlar, kelimelerin yerini değiştiriyor.

Kazı koz anlamakla yetinmeyip bunun üzerine yeni eklemeler yaparak sosyal mühendislik yapmaya çalışıyorlar.

Temeli olmayan bina yıkılmaya mahkumdur.

Kurduğunuz cümlelerin, yazdığınız metinlerin sağlamasını yapamazsanız güvenirliğinizi kaybedersiniz.

– KELİMELERDEN ÇALARSANIZ ORTADA GERÇEKLİK KALMAZ

Marmara’da, Van’da, İzmir’de binalar neden yıkıldı?

Binanın kumundan, demirinden velhasıl malzemesinden çalındığı için göçtü.

Kelimelerin yerini değiştirirseniz, kopyala yapıştırı doğru yerde yapamazsanız, kelimelerden çalarsanız ortada gerçeklik kalmaz.

Gerçekliğin bittiği yerde kendinizi tüketirsiniz.

Sosyal mühendislik yapmaya kalkanlara inananlar yok mu onlardan da var.

Çürük dallara tutulup selde sürüklenmek istemiyorsanız önce lafa bakın laf mı diye ardından bir de söyleyene bakın adam mı diye.

SONRASINDA BAYRAM HAFTASINI MANGAL TAHTASI ANLAYARAK SİYASET YAPMAK ZORUNDA KALMAYIN?.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir